3 Mayıs 2015 Pazar

Bir 'Hayat' Stajı

Bazı insanlar hayatta fazlaca deneyim elde etmek isterken, bazıları yalnızca görevlerini yerine getirmekle yetinir. Bu zaman zaman da dönemsel bir süreçtir; bazı dönemler diğerinden daha fazla ya da daha az çalışırsınız, buna da kısaca, çok sorgulamadan hayatın kuralı der geçersiniz aslında.
Çalışkan Karınca
Hayatımın çok çalışma dönemlerinden birinde bir firmada staja başladım. Firma medya sektöründe yer almaktaydı, 4 kişilik harika bir ekibim vardı fakat benim ilk medya deneyimimdi. Her şeye oldukça yabancı olduğum bu sektörde diğer stajyer arkadaş ile yalnızca 1 gün çalışabildim ve ertesi gün tek başıma bilmediğim koca bir dünya ile başa çıkmak zorundaydım.
Denedim, haftalarca yorulmadan, hata yapmamaya çalışarak denedim. Zaman zaman dikkatsizliğimden, zaman zaman işi bilmememden zaman zaman ise var olan iş yükünden hatalar yapıyordum. Hatalarım yüzünden fazlasıyla utanç duysam da kendimi ‘insan olmak’ ile avutuyordum, avutuyordum diyorum çünkü bazen buna ben de inanmıyordum. Tüm bu hatalardan sonra küçük öneriler alıp büyük şeyler öğreniyordum.
Bana göre hayatımdaki en tutarlı kararı aldığım günden bahsetmek istiyorum biraz sizlere.
Haftada 3 gün gittiğim ve gönüllü olarak yaptığım bu stajımın ortalama 6. Haftasında ekip liderlerimin büyük bir toplantısı vardı. Hepsi yokken; yapacaklarımı oldukça karıştırıyor ve aslında çok da bilgili olmadığım için “etliye sütlüye karışmamanın” daha doğru olacağına inanıyordum. O gün de aynı şekilde davrandım ancak hala gözümün önünde gitmeyen sahne aynen şu şekilde ilerledi.
Saat 16.30 sularında herkes gergin bir şekilde ofise girdi, küçük bir atışma oldu. Ben ise kimse yokken yaptığım işlerde bazı hatalar yapmıştım, işten sorumlu liderim birincisinde olduğu yerden uyardı, ikincisinde yanına çağırdı (gözlerim doldu), üçüncüsünde ise oturduğu yerden hatamla ilgili bazı şeyler söyledi ben tam o anda içimden “Ağlamak yok Eda” diye kendimi avutsam da yaşlar çoktan gelmiş hatta akıyordu. 16.30 sularında başlayan bu seremoni işten çıkış saatim 18.00’ e ve hatta takibindeki 30 dakika kadar devam etti. Tam bu sıralarda, bana hala bana birkaç iş anlatan liderlerim “dışarıya çık” veya “tuvalete git” bile demedi; çünkü bence bazen var olan durumu görmezden gelmek çok daha kolaydır. O gün hayatımın en önemli kararlarından birini vermeliydim; “Beni böylesine ağlatan ve üzen bir stajda para gibi insanları tatmin eden bir karşılık bile yokken ayrılmalı mıydım” yoksa; “Bu zorlukla başa çıkarak hayatta daha güçlü bir insan olmaya ilk adımımı mı atmalıydım?”
Ben güçlü bir insan olmayı seçtim; çünkü bana gore o stajı o gün bıraksaydım bundan sonra karşılaşacağım tüm zorluklarda hep bırakıp kaçmayı seçecektim, asla savaşmayacaktım hep egoma yenik düşecektim.
Eğer bıraksaydım belki o gün daha mutlu bir insan olurdum ama sonradan daha yakından tanıma fırsatı bulduğum bu ekiple neredeyse hiçbir şey paylaşmamış olacaktım.
Hikayenin devamını merak ediyorsanız eğer; o günden sonra ben daha dikkatli bir insan oldum, daha özenli çalıştım. Ekibimdeki liderlerim de bana karşı daha hassas olup, yaptığım işleri daha çok takdir etmeye başladı. Okul nedeniyle 3.5 ayın sonunda ayrılmak zorunda kaldığım stajım bitiyor diye neredeyse ağlıyordum. Ve tabii en zor ekip liderime hediye almayı unutmadım, o da unutmamıştı.
Kısaca, hayatta bazen bazı şeyler yolunda gitmez. Sizler yarıda bırakıp gidebilirsiniz veya devam edersiniz. Seçimleriniz tamamen sizlere aittir, eksiği ve fazlasıyla. Eğer başarmak istiyorsanız hep savaşmayı seçin; savaşmak yaşlandırmaz aksine enerjinizi canlı tutmaya yardımcı olur.

PSs: Her şeyi not alın, istediğiniz kadar zeki olun; kesinlikle her şeyi aklınızda tutamıyorsunuz.
Töleranslarınızın sınırlarını iyi belirleyin.
Kişiliğinizi doğru lanse edin.
İş zamanında işinizi yaptığınızdan ve odaklı olduğunuzdan emin olun.
Hepinize iyi şanslar :*

Yaşamak vs Dengeli Yaşamak

v201204220849100902982.mp4-hqHayata geldiğimiz günden ayrılacağımız güne kadar bizim dışımızdaki her şey mükemmel bir dengeye sahip: Gece ile gündüzün birbirini takip etmesi, mevsimler, hava durumlarının eski güzelliği, yağmurdan sonra çıkan güneşin oluşturduğu gökkuşağı bunlardan yalnızca birkaçı. Ancak yalnızca biz insanlar kendi içimizde bir denge hali sağlamakta zorlanıyoruz veya bunu zamanla bozuyoruz. Zamanlamayı ayarlayamıyor, bazen istemediğimiz eylem veya kişiler için istediğimiz başka eylem veya kişilerden zamanlar çalıyoruz.
pr2Hayatımız bir tekerlek gibi. Tekerleğimizin günlük 24 kenarlı bir şekli var. Bu şekli istediğimiz gibi şekillendirebilir, kenarlarını aktivitelere bölebiliriz. Günün sonunda yaptıklarımız ve yapamadıklarımız ile mutlu bir bütün olmak hepimizin tek istediği şey herhalde. Tekerleğimizin içindeki şeklin kenarları bizim hayat dengemizi gösteriyor.. Eğer şekli aktivitelerimiz için eşit kenar bir şekilde bölmeyi başarabilirsek dengeli bir hayatımız olacaktır eğer bunu yapamazsak şu anda eksikliğini hissetmediğimiz bu “dengesizlik” hali ileride bizlere sorunlu kişilikler olarak geri dönecek, belki git gide bozulan şekil tekerleğimizin dönmesini engelleyecektir.
Peki, bahsettiğimiz şeklin kenarlarını neler oluşturuyor? Buradaki belirleme tamamen sizlere ait. Benliğiniz, hobileriniz, arkadaşlarınız, aileniz, erkek/kız arkadaşınız, okul/iş/stajınız, projeleriniz, … Sizim şeklinizin kenarları eşit mi? Okula ayırdığınız 5 saat, hobilerinizden 1 saat çalıyor mu? Ya da Arkadaşlarınıza ayırdığınız 8 saat ailenizin zamanından çalıyor mu? Erkek/kız arkadaşlarınıza ayırdığınız zaman benliğinize zaman ayırmanızı engelliyor mu? O halde üzgünüm ama sizin hayat dengeniz maalesef yok…
Gelelim dengemizi oluşturmaya.. Hayatınızın 1 gün/hafta/ayını düşünün ve neler yaptığınızı, neler yapmak isteyip yapmadığınızı ve neler yapmayı dilediğinizi maddeler halinde not alın. Aldığınız bu notların yanına o eylem veya kişiye ayırmanız gereken süreyi not alın. Elbette hobileriniz ile ailenize ayırdığınız süre aynı olmayabilir; buradaki denge eylem/kişi ile ona ayrılması gereken zamanın kendi içindeki ve genel süre ile uyumudur.
-Aile : 3 saat
-Erkek arkadaş: 6 saat
-Hobiler: 2 saat … Eğer bunu da yaptıysanız üzerinde isminizin yazacağı kocaman bir daire çizin, dairenizin içine eşit kenar şeklinizi çizin ve kenarların yanına eylem/kişileri yazın. Şeklin ve dairenin tam ortasına bir nokta koyun, bu sizin merkeziniz olsun. Bu merkez ile şeklin köşelerini birleştirin oluşan üçgenlerin içine de süreleri yazın. Evet şu an dengeniz hazır, tabii önemli olan bu dengeyi hiç aklınızdan çıkarmamak ve şimdiden buna uymaya başlamak.

Peki ben bu yukarıdakileri yaptığımda hayatımda neler oldu?
Work-Life-Balance-Sign-post-by-Stuart-Miles-aileme ayırdığım zamanın ne kadar az olduğunu fark ettim; daha çok gidip gelmeye ve aramaya başladım.
-Çok fazla uyuduğumu fark ettim ve uyku süremi birden 3 saat azalttım, performansım kesinlikle arttı.-şu an 5-6 saat uyuyorum-
-En önemlisi kendimi çok sevip, özgüvenimin ortalamaya göre yüksek olmasına rağmen kişisel zevklerime ve hobilerime zaman ayırmadığımı fark ettim.

Umarım sizin hayatınızda da böyle önemli şeyler değişir! Şimdiden kolay gelsin:)

7 Ocak 2015 Çarşamba

Work and Travel



2 yıllık bir deneyimin ardından work and travel kısaca wat nedir derseniz, hala insanda bıraktığı "tüm" etkileri anlatacak kelimeleri bir araya getiremem. Wat; insanın kendi içine doğru olan bir yolculuk.

Öncelikle süreç hakkında bilgi vererek başlayacağım. En önemli aşama; dil okulu, yurtdışı gönüllülük programları ve wat arasından bir seçim yapmak sanırım. Dil okulu; maliyet açısından daha fazla olmakla beraber kazanılan deneyim çok çok az. Yurtdışı gönüllülük programlarında ise; kazanılan deneyim wat ile eşdeger olacak olsa bile o yaz boyunca parayı kendinizin temin etmesi buradaki tek sıkıntı sanırım. Work and Travel' da ise kendi temel ihtiyaçlarınızı kendi başınıza karşılayacak kadar para kazanıyorsunuz ve yaz boyunca hayatınızın bir daha hiçbir döneminde bir arada bulamayacağınız kadar çok şey yaşıyorsunuz.





Başvuru süreci; sizin şirkete gitmeniz ile başlıyor. Burada şirket güvenilirliğine çok dikkat edin lütfen, yoksa paranız boşa gidebilir. Ben Studyzone, United Towers ve Academix ile görüştüm bu süre içinde; ve karar verdiğim şirket Studyzone olmuştu. Neden derseniz, danışmanın (Arzu Demirkaya) bana olan tavrı ve 15 yıllık deneyimi güven verdi ve 2 yılda da hpişman olmadım. 1. yılımda Eylül sonunda başvuru yaptım, 2. yılımda da Aralık sonu başvuru yaptım. Eğer Advanced İngilizce' ye sahipseniz şirket Mart ayına kadar tolerans gösteriyor ancak İntermediate öğrenciler için en ideal başvuru dönemi Eylül, Ekim ve Kasım. Aralık, Ocak ve Şubat aylarında iş fuarları oluyor (işverenlerin yurtdışından geldiği), en çok iş fırsatı da genelde Aralık ayında oluyor. Tabii ne kadar erken kesinleşirse, diğer aşamalara da (vize, uçak bileti) o kadar erken baslamış ve rahat oluyorsunuz. Şirkete gidip başvurunuzu yaparken var olan fırsatlar konusunda danışman sizi bilgilendiriyor, eğer bir bölge tercihiniz veya iş isteğiniz varsa dikkate alınır ama size kimse bunun garantisini veremez çünkü her bölgeden iş teklifi gelmiyor ve işe alınmanın %70'lik kısmı sizin elinizde.
Ingilizcenizi geliştirebileceğiniz işler: Server, Cashier, Ride OperatorTip alabileceğiniz, Para Kazanabileciniz ler: Server, Housekeeper, Hotel Front ClerkÇok çalışmanızı gerektirmeyecek işler: Eglence Parklari, Pool Attendant(Lifeguard)
İşe ve bölgeye karar verildikten sonra eğer katılınabiliyorsa iş fuari aracılığıyla iş görüşmesi olur veya skype ile görüşme yapılır. İşe kabul edildikten sonra, eğer yoksa pasaport başvurusu yapılır sonra vize başvurusu daha sonra da uçak bileti alınır ve artık gitmeye hazırsınız! Pasaportunuzu ilk defa çıkaracaksanız eğer; okullarınızdan alabileceğiniz harçz pasaport belgesi ile bir vergi dairesindenbaşvuru yaparsanız, Harçsız Pasaport(Yalnızca 1 yıl için, 73 TL) imkanından yararlanabilirsiniz(detaylı bilgi için danışmanınıza sorun, şirketten de bir dilekçeyi okula iletmeniz gerekiyor çünkü).

Amerika sürecinden bahsetmek istersek;Türkiye' den uçağa bindiğiniz andan itibaren tüm bağlantınızı kesip, asla özlemeyeceğinizi düşünüp kendinizi bir Amerikalı gibi  hissetmeye başlıyorsunuz. Ve Amerika' ya ayak bastığınız anda tüm hayat sizin için başlamış oluyor. Ben 1. yılımda tek başıma gittim ve Pre intermediate Ingilizcem ile Amerika hakkında hiçbir bilgim yoktu. Aslında wat biraz cesaret istiyor. Amerika'ya indiğimde "I go, You go, We go" dan fazlasini bilmiyordum ve hatta Türkiye-Boston uçağım New York aktarmalı olup, New York' ta tam tamına 19 saat havaalanında kaldım, oysa New York-Boston otobüsle bile 6 saat(m). Gitmeden önce bir araştırma yapsanız fena olmaz:) Bir şekilde uçak ile Boston'a indiğimde sıra otobüs ile çalışacağım kasabaya gitmeye geldi. Boston' da havaalanı ve otobüs terminali çok farklı iki yerde, tabii ben oradan oraya nasıl gideceğimi de bilmiyordum hatta beni alacaklar sanıyordum Boston' dan. Neyse bir şekilde başarıp otobüse bindim. Burada iki önemli detay var, Amerika'da kimse kimseyi yemiyor o yüzden tek başınıza gitmeye korkmayın ve hep kendinize güvenin çünkü emin olun Türklerden daha yardımsever bir millet. 2.si de kesinlikle kullanabileceğiniz bir telefon olsun (Havaalanından alınan kartlar işe yaramıyor genellikle o yüzden Türkiye' den gitmeden buradaki hattınızı; eğer faturalıysa internetini kapattırıp yurtdışı konuşma dakikası satın alın, TL hesabı kullanıyorasanız direkt satın alabilirsiniz. Tüm tarifelerde dakika paketleri var ve 30 dk-19 TL gibi cüzi fiyatlarda.)
Bazı işverenler sizi pickup yapabiliyor, yukarıda anlattığım yaşayabileceğinizlerin en kötüleri. Kalacağınız yere gelirsek eğer; bazıverenler kalacağınız yeri de sağlıyor; eğer sağlamazsa da şirket ve işveren size birkaç öneride bulunuyor alternatifler ile ilgili. Genelde de buralarda kalıyorsunuz. Haftalık housing genellikle 50-150 Dolar arasinda değmekte ki bu biraz kaldığınız bölgeye bağ.

İşe başlayacağınız 2 veya 3 gün öncesinden Amerika' da olmak sizin için daha ideal olacaktır, yerleşmeniz, dinlenmeniz ve etrafi keşfedip motive olmanız amacıyla. Akşam olana kadar her yerde tek başınıza dolaşabilirsiniz, akşam olunca ise karanlık ve ağaçlık yerlere dikkat etmenizde fayda var çünkü bu tarz yerlerde yasal olmayan "ilaçlar" kullanabiliyorlar.


İşe başladığınızda hiçbir şekilde telefon kullanamayacağınızı kabullenseniz iyi olur çünkü kesinlikle kabul etmiyorlar -müdürünüzeve yaptığınız işe bağlı olarak esneyebilir bu durum- ancak işten kovulmaya kadar uzanıyor süreç. Öğle yemeğinizi de eğer restaurantta çalışmıyorsanız siz sağlamak zorundasınız, diğer tüm yemekler gibi. Para biriktirmek istiyorsanız işe sandviç götürmek işe yarayabilir çünkü fast food zincirleri dışındaki yerlerde hesabınızın 20% si kadar tip bırakmanız gerekiyor.

Çalışma süresi genelde 5 gün ve 2 day-off ancak bu şirketten şirkete değişiyor. Genelde 35-40 saat çalışırsınız haftalık, 40 saatten sonrası overtime olur yani saatlik ücretinizin 1.5 katı alırsınız. Bu da şirketten şirkete değişmek ile birlikte genellikle overtime yapmak zor olur, tümçalışanlar varsa- eger erken gelmiş veya geç nüyorsanız pek kişi kalmayacağı için daha çok saat alabilirsiniz-. Çalışma süresi Haziran 15 ve Eylül 15 ideal olandır ancak sizin okulunuza bağ olarak daha erken başlayıp daha geç/erken bırakabilirsiniz. İş sözleşmenizde yazan tarihten daha erkeni bırakabilirsiniz ancak bu tamamen müdürünüze bağlı.






nlük hayatta ise, bazı şirketler housing sağladığı için tüm öğrenciler ile yakın alanlarda kalıyorsunuz ve kaynaşıyorsunuz; bir sü ltürel ve sosyal aktivite oluyor. Burada tüm güç sizin elinizde, katılmak istemezseniz kimse sizi dışlamıyor; katılmak isterseniz de kabul etmeme gibi bir tavırları olmuyor. Kısaca Türkler dışındaki hiçbir millet sizin kişisel gelgitleriniz, sorunlarınız ve tercihlerinizle ilgilenmiyor.

Housing' iniz sağlanmasa da kaldığınız ev sahibi ya da iş yeri aracılığıyla birçok arkadaş ediniyorsunuz.
çük bir tavsiye: Türklerle İngilizce konmak veya Türk olan yere gitmemek veya Türklerle muhattap olmamak gibi küçük oyunlar içine girmeyin; çünkü bir şekilde hepimiz birbirimize muhtaç oluyoruz ve ilk aşamalarda hayatta özlemeyecekmişsiniz gibi görünse de 2. ayın sonunda Türk geceleri, Ahmet Kaya şarkıları, iftarlar, sahurlar yapmaya başlıyorsunuz. Ve orada bulunan Türk wat öğrencileri Türkiye'nin neresinden olursa olsun çok güzel dostluklar elde ediyorsunuz. 1. yılımda birçok Türk "abi"m olmuştu benim, oradaki en küçük olduğumdan dolayı sürekli bana sahip çıkıyorlardı ve Türkiye'de olsam belki hiçbir zaman yan yana gelemeyeceğim insanlar ile kardeş olduk orada. Ve Ingilizcemin gelişmesine de hiçbir negatif etkisi olmadı çünkü zaten gün bpyunca istemeden de olsa İngilizce konuşuyorsunuz çalıştığınız yerde.
Benim ne yaptığıma gelirsek eğer; ilk senemde Boston' ın Hyannis diye bir kasabasındaydım, otelde housekeeper olarak gittim ve ortalama 3 hafta sonra da Jamaicalilar geldiği ve deli gibi çalıştıkları için de Laundry' ye geçtim. Çünkü Housekeeper' ken hız ve güç çok önemli. Laundry' de bir otelin çamaşırhanesinde ne yapıyorsa onu yaptım; yani çarşafları yıkamak, kurulamak, katlamak vs. eğlenceli ve Türk dolu bir ekip vardı, overtime alma şansız da oluyordu. Aynı zamanda o bölgede bir supermarkette -Stop&Shop- 2. iş buldum ve kasiyer olarak işe girdim, haftada ortalama 20 saat de orada çalışıyordum. Çalıştığımız iyi bir para verdiği icin çok fazla Türk vardi bölgede ama her şeye rağmen benim giderken pre olan ingilizcem döndüğümde upper'dı. Yani aslında etrafınızdaki Türkler değil de sizin ne kadar İngilizce çalıştığınız ve öğrenmek istediğiniz önemli. Travel kısmında; yanınızda bir arkadaş olmasa da yaz boyunca birçok arkadaş elde ediyorsunuz ve gezecek kişiler de buluyorsunuz. Eğer ehliyetiniz varsa araba satın almak ve kiralamak çok ucuz olduğu için bunu değerlendirebilirsiniz, ehliyet 6 ay geçerli. -ancak tabii eyaletinizin trafik kuralları çok iyi öğrenin. 


İkinci senemde de South Carolina eyaletinde Charleston' ın bir kasabasındaydım. Çok sessiz sakin, ulaşım bile olmayan kısaca hayat olmayan bir yerdi orası. Restoranlar dışında gece kahve içilecek bir yer bile yoktu ve hatta avm yoktu. Burada Harris Teeter Supermarket' inde çalıştım, Fresh Food Market departmanında; bu departmanda  işlenmiş et ünleri, peynir, bakery ve sandviçmleri var; çalışılan saate göre tüm bölümlerde çalışabiliyorsunuz ne yazık ki seçime bağ degil. 
Tüm bu yukarıda yazdıklarımı toparlamam gerekirse; work and travel, sizin  birey olmaya attığınız ilk adım, iş hayatınınçük bir simulasyonu diyebiliriz. Çünkütün yaz boyunca yapmanız gereken tek şey; işinizi düzgün yapmak ve kalan zamanlarınızı verimli değerlendirmek. Verimli değerlendirme kısmında eğlenmeyi, mutlu olmayı, yeni arkadaşlıklar elde etmeyi öğrenmeniz gerekiyor. Ve çalıştığınız işten para kazap; bu para ile kiranı ödeyip aynı zamanda da ihtiyaçlarınızı karşılamanız gerekiyor. Tüm bunlara baktığınızda aslında yayaşadığınız yerdeki güvenli alanlarınızdan çıkıp farklı insanları tanıp, kendinize dair yeni şeyler öğreniyorsunuz bu süreçte ve tabii   "para" nın sizin için ne demek olduğunu anlıyorsunuz. Hepinize şimdiden bol eğlenceler! Tüm sorular için her zaman ulaşabilirsiniz; 



 E-mail adresim: edakeskin16@gmail.com

 StudyZone danışmanım, Arzu Demirkaya : arzu@studyzone.com.tr

9 Nisan 2014 Çarşamba

9 Nisan ICF Türkiye İş Dünyasında Koçluk Semineri Basın Bülteni

KOÇLUK KURUM PERFORMANSINI YÜZDE 21 ARTTIRIYOR


Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF Türkiye) tarafından 9 Nisan 2014 tarihinde İstanbul, Park Bosphorus Hotel’de üçüncüsü düzenlenen Koçluk Konferansı 2014; İK, yönetim ve danışmanlık camiasının geniş katılımıyla gerçekleşti.
Yerli ve yabancı pek çok değerli konuşmacıyı ağırlayan etkinlikte konuşma yapan dünyaca ünlü Ceolara liderlik, insan yönetimi eğitimleri veren Asterys’ in CEO’su Giovanna D’Alessio; “ Yöneticilerini koçluk yapmaya etkin olarak hazırlayan kurumlar yüzde 130 oranında daha güçlü iş performansı ve bağlılık elde ediyor” dedi.

9 Nisan 2014, İstanbul:
Profesyonel koçluk sanatını ve uygulamalarını ilerletmek amacıyla kurulan Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği (ICF Türkiye) tarafından bu sene üçüncüsü organize edilen Koçluk Konferansı 2014, 9 Nisan 2014 Çarşamba günü İstanbul Park Bosphorus Hotel’ de gerçekleştirildi.

Teması “İş Yaşamında Koçluk” olarak belirlenen konferansta koçluğun iş dünyası üzerindeki etkileri hepsi alanında duayen olmuş isimler tarafından katılımcılarla paylaşıldı.  Program sunumu eğitmen ve yazar Hakan Urgancı tarafından yapılan konferansın açılış konuşmasında; Uluslararası Koçluk Derneği (ICF Türkiye) Başkanı Nur Velidedeoğlu Kavuncu katılımcılara seslendi.

Kavuncu’nun ardından sahneyi, 80’I aşkın takım üyesi ile dünya çapındaki CEO’lara ve en zengin 100 listesindeki şirketlere; liderlik, insan yönetimi, kişisel ve takım etkinliğini geliştirme eğitimleri veren Asterys’in CEO’su Giovanna D’Alessio aldı. “Performans Gelişimi için Koçluk Kültürünün Oluşturulması ve Sonuçları” konulu bir sunum yapan D’Alessio, “Koçluk kültürü tüm kurum yapısını etkiler ve her kademedeki çalışanlara enerji verir. Çalışanların sorumluluk ve aidiyet duygularını geliştirir. Beersin & Associates tarafından yapılan bir araştırmaya göre yöneticilerini koçluk yapmaya etkin olarak hazırlayan kurumlar yüzde 130 oranında daha güçlü iş performansı ve işe bağlılık, verimlilik ve müşteri hizmetleri alanında ise yüzde 39 oranında daha ileri personel performansı elde etmektedir. Ayrıca koçluk yapma adına “çok sık” girişimlerde bulunan kurumlar, iş performanslarını yüzde 21 oranında arttırıyor” dedi.

*İnançların, değerlerin ve korkuların birleşimi ortak bir kültür ürünüdür. Bir koçluk kültürü oluşturmak istiyorsanız, üst düzey yöneticilerden başlamak lazımdır çünkü baştaki kişi inanmazsa kurumda böyle bir kültür oluşturmak mümkün değildir.

*Zamanla değişme ve öğrenme adaptedir. Önemli bir yetenektir.

*Koçluk Kültürü; yönetme, etkileşim ve bir arada çalışma becerisidir. Ben kendi becerilerimi geliştirerek çevremdeki insanları değiştirmeliyim demektir.

*Geri bildirim çok önemlidir. Yöneticilerin koçluk alanları %130 daha verimli çalışırlar.

*Şirket kültürünü yavaş öğrenen insanları işe alın, zaman içinde kültürü benimseme fırsatı tanıyın.

*Eylemsizliği cezalandırın.

*Başarıyı da başarısızlığı da değerlendirin ve özellikle takdir edin.

*Rahatınızı kaçıracak insanları işe alın.






*Coaching contributes to:
·         Develop focus on employees’ motivation
·         İncreased ability to handle conflicts
·         İncreased willingness and ability to cooperate
·         İncreased courage to take initiative and to make changes
·         Decreased sick leaves by 45%

*From controlling to coaching:
·         To make sure that leaders and middle managers took ownership of the professional growth and engagement of the employees


İşe etki- İnsana etki…
Sonrasında gündemini Türkiye’ye çeviren Koçluk Konferansı 2014’te, General Electric Türkiye Stratejik Yatırımlardan Sorumlu Genel Müdür Yardımcısı Erdoğan Çeşmeli’ nin anlatımıyla “GE Liderlik Özellikleri – Türk Stili” konulu sunum ile Türkiye’deki liderlik özelliklerini masaya yatırdı.

*Eğitim size bir iş kazandırmak için iyidir fakat gerçek hayat size böyle gelmez.

*Knowing yourself is the beginning of all wisdom.

*Everything about yesterday has gone with yesterday. Today is time to say new things. - Rumi

*He talked about 8 perspectives which depend on the company culture and 1 more his own culture:
1) External focus: Be like a river in geneorisity & helping others
2) Expertise: Be like a sun in comparison and grace.
3) Courage: Be like a night in concealing others’ faults.
4) Clear Thinker: Be like a dead in anger & fury
5) Inclusiveness: Be like a soil in modesty & humility
6) İmagination: Be like a sea in tolerance
7) Authenticity: Either appear as you are, or be as you appear.

*Come, come again, whoever you are, come!
Heathen, fire worshipper or idolatrous.

*Tell people what is expected
Help people get there
Hold people accountable. – Şems

8) Focus: Either you are in middle, center of
             Or you are in outside, hunger for…

9) Fast works: Don’t think the ends of way
Just think about how you can start. –Şems

Simplification: Say something to somebody; cause either to live or to die but never cause to stay injured.


*But our lives aren’t just measured in years.
The measure in our lives is the people
We touch around us.  – Hunger Games

Verilen kısa aranın ardından ise katılımcılara Kanada’nın önde gelen koçlarından ve takım koçluğunda dünya liderlerinden biri olan Adria Towhill seslendi. Towhill “Liderler için Anda ve Akışta Kalmak” konulu bir sunum yaptı.

*Koçluğun bir tarifi ve reçetesi yoktur. Önemli olan pek çok şey göz ile görülemiyor. – Küçük Prens

*Liderlerle dans ederken, farkındalık arttırmayı amaçlıyoruz. Böylece liderler daha iyi seçim yapabiliyorlar. Liderlik koçluğu yaparken; karşındaki kişiyi anlamak çok önemlidir.

*Koçlar öğreterek öğrenmezler; “ben farkındalık yaratmak için daha net bir şey bulmalıyım” diyerek öğrenme sürecine başlarlar.

Towhill’ den sonra sahneye çıkan IPSOS Türkiye CEO’su Vural Çakır ise “İşe etki-İnsana etki?” kavramlarına dikkat çekti.

Koçluk deyince akıllarda canlananlar: Paylaşım, yol arkadaşlığı, ikili ilişki, kişinin yokunu bulmasına yardımcı, potansiyeli keşfetmek, yeteneklerin geliştirilmesi, farkındalık yaratmak.

·         Kişisel farkındalık
·         Karar kalitesi ( rasyonel & duygusal  -- Profesyonel hayatta özellikle kariyer planı sürecinde birebir etkisi bulunur ve çok önemlidir. )
·         İlişki ve iletişim yetkinliği
·         Etkin zaman kullanımı
·         Yönetme yetkinlikleri
·         Hayat dengesi
·         Değişim uyumu


Konferans ikinci yarıda da hız kesmedi…
Konferansın öğleden sonraki bölümü de önemli konuşmacıları ağırlamaya devam etti. 3M Works’den Erdem Genç’in Body Percussion adlı sunumu ile başlayan hareketli süreç gün içinde etkisini sürdürdü. Programın ikinci yarısı Dale Carnegie Türkiye Genel Müdürü Dr. Çağlayan Bodur’un “Kuşbakışı ile Türkiye’de İş Koçluğu” başlıklı sunumu ile devam etti.

*Koçluk eğitimi almış bir grup profesyonelin eğitimden sonra hayatlarındaki değişimi özetleyen yorumları:
Farkındalık: Ve olay şuna dönüyor. Kendini ne kadar bilirsen, kendine ne kadar yardım edebilirsen ve kendinle ne kadar barışırsan o kadar etkin lider olursun. Daha iyi dinlemeyi öğreniyorsun…
Yetkinlik arttırma: Çalışanın bireysel gelişim alanlarına odaklandığı için de nihayetinde çalışanın potansiyelini gerçekleştirme oranını arttıran bir uygulama. Sonuç itibariyle siz de çalışanın şirkete kattığı değerde bir artış görüyorsunuz. Karşılıklı bir kazan-kazan ilişkisi…
Hayat dengesi: Bütünsel bir bakış süreci bence. Her yönüyle. Özel hayat, iş hayatı vs. hepsini birden kapsayan ve o kapsadığı dönemle birlikte de dönüşüm yaratan, bu dönüşümle birlikte de insanların kendi mutlu olabildikleri alanları fark etmelerini sağlayan, …
Değişim: Benim bakış açım değiştirdi, önyargılarımı ortadan kaldırdı. Bütünsel bakmaya başladım. Böyle bakmaya başladığınızda da sonuç rakamlarınıza da yansıyor.
İlişki-iletişim: Yönetim becerileri insan ilişkileri iletişim konusunda bana birçok şey kattı. Bence bu nedenle ihtiyaç olan bir müessese koçluk…
Karar kalitesi: … İş hayatında, devamlı karar verme noktasında oluyorsun. Ama o zamanlarda her zaman doğru karar veremiyorsunuz, duygularınızdan arınıp özellikle önemli kararlar noktasında daha objektif karar vermek güzel oluyor.
Farkındalık: Burada ise hiçbir şeyime(koç) karışmadı, beni hiç yönlendirmedi. Bunları ben keşfettim. Bana yardım etti. Karşımdakini daha iyi dinlemeliyim, heyecanımı biraz daha kontrol altına almalıyım, bunun gibi bir sürü alt kalemler var. Bunların hepsini ben belirledim.
Kurumsal bağlılık: Çalıştığım kurumun bana yatırım yaptığının farkındayım ve takip edildiğimi düşünüyorum. Benim işime yansıması çok net oldu.

*Sizi buraya getirenler daha ileriye götüremez.

Sonrasında “2013 ICF Prism Award’ı Işıkkent Okulları Nasıl Kazandı ve Okulda Koçluk Kültürü” sunumuyla Işıkkent Eğitim Kampüsü Genel Müdürü F. Okan Sezer ve eğitimci lider koçu Vedat Erol ve “Kurumsal Yaşamda Koçluk Kültürünün Yaygınlaştırılması” konulu sunumu ile 3M Türkiye Genel Müdürü Andrei Holban izleyicilerle buluştu.

Konferansın ikinci bölümünde ayrıca ICF Türkiye Başkanı Psikolog Dr. Nur Velidedeoğlu Kavuncu moderatörlüğünde “Yenilikçilik Kültürünü Oluşturmada Koçluk” konulu bir panel de düzenlendi. Panelde; Koçluk Platformu Derneği (KPD) Başkanı Çağlar Çabuk, Avrupa Koçluk ve Mentörluk Konseyi (EMCC) Türkiye Başkan Yardımcısı Tim Bright, Yapı Kredi Bankası Kariyer ve İnsan Gücü Yönetimi Grup Direktörü Ayşe Özpirinçci panelist olarak yer aldı.

*Her yenilikçilik gelişim değildir ancak koçluk gelişimi doğrudan getirir.
*Yenilikçilik işbirliği gerektirir, proaktivite talep eder.

Panel sonrasında ise “Kuantum Gizemi ve Yaratıcı Düşünce” adlı sunumu ile profesyonel Erickson Koçu Peter Stefanyi kuantum hakkında bilimsel bilgiler verdi.

*Neden aynı anda birçok yerde olamıyoruz?

*Tüm evren bizim gibi kuantum partiküllerinden oluşmuştur.

*Quantum junction get in both lanes.



Uluslararası Profesyonel Koçluk Derneği hakkında daha fazla bilgi için,
www.icfturkey.org adresini ziyaret edebilir;

Koçluk Konferansı 2014 ile ilgili detaylara,
www.koclukkonferansi.com adresinden erişilebilir.

ICF Hakkında
1995’de kurulmuş olan ICF’in ana amacı profesyonel koçluk sanatını, ilmini ve mesleğini ilerletmektir. Koçluk organizasyonunun küresel lideri olarak ICF, yüksek standartlar koyarak, bağımsız ünvanlama sağlayarak ve dünya çapında ünvanlı koçlardan oluşan bir ağ kurarak bu amaca doğru ilerliyor.
ICF'in tüm dünyada tanınma nedenleri:
·         Koçluk temel yetkinliklerinden dolayı
·         Üyelerini  küresel koçluk topluluğuna bağlamasından dolayı;
·         Profesyonel etik kural ve standartları oluşturmasından dolayı;
·         Uluslararası kabul görmüş bir  unvanlama programı geliştirmesinden dolayı,
·         Yerel ICF Şubeleri aracılığıyla iletişim ağı oluşturmayı kolaylaştıran fırsatları yaratması sebebiyle,
·         Koçluk araştırmaları yürüterek ve bunları dağıtarak,
·         Koç eğitim programları için kurallar oluşturarak,
·         Bölgesel ve uluslararası konferanslar düzenleyerek ve
·         Üyelerine fayda sağlayacak stratejik ve kaynak oluşturan ortaklıklarla birliktelik yaratarak.

ICF koçluğu, koçluk alanların,  kişisel ve profesyonel potansiyellerini en üst seviyeye çıkarmak için esinleneceği düşündürücü ve yaratıcı bir ortaklık olarak tanımlıyor. ICF, koçluğun toplumun bütünleyici  bir parçası olacağını ve ICF üyelerinin en yüksek kalitede profesyonel koçluğu temsil edeceği bir geleceği tasarlıyor.